Bret Easton Ellis’in kitabı Amerikan Sapığı (Om Yayınevi – 2003) Amerika’nın en çok kazanan ve en iyi yaşayan kesimindeki yozlaşmanın ve sapkınlığın boyutlarını anlatmayı amaçlıyor. Bu amaca ulaşmanın yolu olarak da, insanların neler giydiklerinin, nerelere gidip neler yediklerinin çileden çıkarırcasına detaylı anlatımları kullanılıyor. Bunlar bir kenara koyulsa herhalde kitabın hacmi üçte birine inerdi. Bu gereksiz kitabın gereksizliğiyle yetinilmedi, bir de filmi yapıldı.
Hep denir ya kitaptan uyarlanan filmler başarısızdır. Bunu yanlışlayan en güzel örneklerden biri de, Amerikan Sapığı’nın filmi (Mary Harron – 2000). Bu film bir uyarlama olarak çok çok başarılı,
çünkü yüzlerce sayfa boyunca hiçbir şey anlatmayan bir kitaptan dakikalar boyunca hiçbir şey anlatmayan bir film ortaya çıkarılmış. Keşke kitaptan sadece esinlenilseymiş de, anafikir benimsenip farklı şekilde işlenseymiş. Ama film bu haliyle, kitabın birebir görsel kopyası olmaktan başka bir özelliğe sahip değil.
Yine dönüp dolaşıp konuyu Hannibal’a bağlarsak; diyebiliriz ki Bateman hem kitapta hem filmde hazıra konuyor, bir nevi beleşte bekliyor ve kendisine önceden hazırlanmış zeminde bir iki kıvrak hareketle üne kavuşuyor.
Dolayısıyla bir kez daha: Hannibal sen bizim herşeyimizsin!

sapık ca bir film izlerken çıldırdım